Klinik Psikolog Gizem Satırcıoğlu

Anksiyete, çoğu zaman kişinin kendini sürekli tetikte hissetmesiyle ortaya çıkar. Zihin durmadan olası senaryolar üretirken, beden de bu gerginliğe eşlik eden tepkiler verir. Bu durum; huzursuzluk, endişe, kalp çarpıntısı ya da “bir şey olacakmış” hissiyle kendini gösterebilir. Bu yazıda anksiyetenin ne olduğunu, neden ortaya çıkabildiğini ve kaygıyla yaşamanın ne anlama geldiğini birlikte ele alıyoruz.

Anksiyete, çoğu zaman yalnızca “kaygılı olmak” olarak düşünülür. Oysa anksiyete; zihnin, bedenin ve duyguların birlikte verdiği bir alarm tepkisidir. Geleceğe dair belirsizlikler, kontrol edilemeyen durumlar ya da geçmişte yaşanan zorlayıcı deneyimler karşısında beden, bizi korumak için devreye girer. Bu yönüyle anksiyete, başlı başına yanlış ya da olmaması gereken bir durum değildir.

Ancak bu alarm sistemi uzun süre devrede kaldığında, kişi kendini sürekli tetikte hissedebilir. Günlük yaşamda basit görünen durumlar bile yoğun bir tehdit algısı yaratabilir. Zihin durmadan olası senaryolar üretirken, beden de bu senaryolara eşlik eden tepkiler vermeye başlar.

Anksiyete Belirtileri Nelerdir?

Anksiyete herkeste aynı şekilde ortaya çıkmaz. Bazı kişilerde düşünceler ön plandayken, bazı kişilerde bedensel belirtiler daha baskın olabilir. Bu nedenle anksiyeteyi yalnızca “zihinsel bir durum” olarak ele almak eksik kalır.

Yaygın olarak görülen belirtiler şunlardır:

  • Sürekli endişeli, huzursuz ya da gergin hissetmek
  • Zihnin durmadan olumsuz senaryolar üretmesi
  • Kalp çarpıntısı, nefesin daralması, mide sıkışması
  • Kaslarda gerginlik, baş ağrısı, çene sıkma
  • Uyumakta zorlanmak ya da gece sık uyanmak
  • Kontrolü kaybedecekmiş gibi hissetmek

Bu belirtiler, kişinin zayıf ya da baş edemiyor olduğu anlamına gelmez. Aksine, bedenin ve zihnin “bir şeyler yolunda gitmiyor” sinyalidir.

Sürekli Kaygılı Hissetmek Neden Olur?

“Sürekli kaygılıyım ama nedenini bilmiyorum” cümlesi, terapide sıkça duyulan bir ifadedir. Anksiyetenin her zaman tek ve net bir nedeni olmayabilir. Çoğu zaman birçok etken bir araya gelir:

  • Belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmak
  • Kontrol ihtiyacının yüksek olması
  • Geçmişte yaşanan zorlayıcı deneyimler
  • Yoğun stres, yaşam değişiklikleri
  • Kişinin kendisiyle kurduğu ilişki

Bazen de kaygı, kişinin uzun süredir görmezden geldiği duyguların bir ifadesi olabilir. Bu nedenle “neden kaygılıyım” sorusuna hemen cevap bulamamak oldukça anlaşılır bir durumdur.

Anksiyete Bedende Nasıl Hissedilir?

Anksiyete yalnızca düşüncelerle sınırlı değildir; beden bu sürecin önemli bir parçasıdır. Tehlike algısı oluştuğunda beden, savaş ya da kaç tepkisine hazırlanır. Bu da kalp atışlarının hızlanmasına, nefesin yüzeyselleşmesine, kasların gerilmesine yol açabilir.

Bazı kişiler anksiyeteyi daha çok mide sorunlarıyla, bazıları göğüs sıkışmasıyla, bazıları ise sürekli yorgunluk hissiyle deneyimler. Bu bedensel tepkiler çoğu zaman “bir hastalık var mı?” kaygısını da beraberinde getirebilir.

Anksiyete ile Panik Atak Arasındaki Fark Nedir?

Anksiyete ve panik atak sıkça birbirine karıştırılır. Anksiyete genellikle uzun süreli ve dalgalı bir seyir izlerken, panik atak ani başlayan ve yoğun bir deneyimdir. Panik atak sırasında kişi, kontrolünü kaybedeceğini ya da ciddi bir sağlık sorunu yaşayacağını düşünebilir.

Her panik atak yaşayan kişinin anksiyete bozukluğu olduğu söylenemez; ancak bu iki deneyim birbiriyle ilişkili olabilir. Bu ayrımı anlamak, yaşananları daha doğru değerlendirebilmek açısından önemlidir.

Anksiyete Geçer mi?

Bu soru, belki de en çok sorulanlardan biridir. Anksiyete çoğu zaman tamamen ortadan kaldırılması gereken bir sorun gibi düşünülür. Oysa terapi sürecinde amaç, anksiyeteyi yok etmekten ziyade onunla kurulan ilişkiyi dönüştürmektir.

Kaygı geldiğinde onunla savaşmak, bastırmak ya da “olmaması gerekir” diye düşünmek, çoğu zaman anksiyeteyi daha da güçlendirir. Bunun yerine kaygıyı fark edebilmek, bedensel ve duygusal tepkileri tanıyabilmek ve düşüncelerle araya mesafe koyabilmek daha işlevsel bir yol sunar.

Anksiyete ile Yaşamayı Öğrenmek Ne Demektir?

Anksiyete ile yaşamak; sürekli kaygılı olmak ya da her şeye katlanmak anlamına gelmez. Aksine, kaygı ortaya çıktığında ne olup bittiğini anlayabilmek, bedeni düzenleyebilmek ve zihnin ürettiği düşünceleri mutlak gerçekler gibi ele almamayı öğrenmek mümkündür.

Bu süreç; farkındalık kazanmayı, duygulara alan açmayı ve kişinin kendi iç kaynaklarını keşfetmesini içerir. Zamanla kişi, kaygının hayatını yönetmesine izin vermeden yaşamına devam edebilmeyi öğrenebilir.

Anksiyete Ne Zaman Destek Gerektirir?

Kaygı, yaşam kalitesini belirgin şekilde etkilemeye başladığında; işlevsellik düştüğünde, kaçınmalar arttığında ya da kişi yalnız başına baş etmekte zorlandığını hissettiğinde profesyonel destek düşünmek anlamlı olabilir.

Terapi, anksiyetenin kişinin hayatındaki yerini birlikte anlamayı hedefler. Süreç boyunca;

  • Kaygıyı tetikleyen durumlar fark edilir
  • Düşünce, duygu ve beden arasındaki ilişki ele alınır
  • Anksiyete ile baş etmeye yönelik beceriler geliştirilir

Bu yolculuk, kişinin kendisiyle daha şefkatli bir ilişki kurmasına da alan açar.

Eğer anksiyete, yaşamınızda zorlayıcı bir yer kaplıyorsa; bireysel terapi bu süreci birlikte ele alabileceğiniz güvenli bir alan sunabilir.